Gazeteciliğin Bir İfade Şekli Olarak Karikatür /Akdağ Saydut (yeni)





Gazeteci Ve Karikatürcü

AKDAĞ SAYDUT

Gazete ve karikatür… “Haber” gazetelerin varlık nedeni.
Görsel yayınların ve habere ulaşmanın farklı boyutlarının ortaya çıktığı günümüzde de gazete önemlidir.

Çizgi: Kewin Wooddock
Gazete habere, olaylara elle dokunmaktır. Arşivlemek ve saklamaktır. Geriye dönük olarak istediğiniz zaman günü tarihine ulaşmaktır.

Karikatür haberin kendisi veya gazetenin aslı değil elbette.

Ama bir yerde haber varsa, orada, o haberin farklı bakış açısı da vardır. Habere farklı noktalardan bakmak “yorum farkı” getirir. Karikatür hem haber için, hem hayat için farklı bir yorumdur. Günün tarihine mizahi ve eleştirel perspektiften bakmaktır.

 
Çizgi: Raşit Yakalı

Karikatür gazetelerde nasıl yer alır?

Karikatür çizildikten sonra izleyiciye ulaşması gereken bir grafik sanat türüdür. Bu iletişimi sağlayan araçlardan biri de gazetedir.1 Karikatür klasik olarak birinci sayfada ve güncel olayların yorumu ile yer alır. Ancak şöyle bir göz attığımızda karikatürün gazetelerin her yerinde dört biçimle yer alabildiğini görürüz. Gülmece Deseni veya Vinyet, Karikatür, Bant Karikatür (strip),Çizgi Öykü veya Çizgi Roman.2 Bu türlerin hepsi gazete olmadan da kendi başlarına var olabilir.

 
Çizgi: Tan Oral

Ancak, gazetenin içindeki karikatür; haberin yorumu, makalenin vitrini, okurla iletişim kurma biçimi olarak (vinyet, karikatür, bant veya çizgi roman) kendine yer bulur. Sadece yer bulmakla kalmaz gazete sayfalarının içinde “muzip bir mesajcı” olarak aranır da. Ve hem kendine hem de gazeteye hayat verir.

Karikatür hayatı çizgiyle yorumlar.

Bir haberin konusu olan, o haberin içinde yaşayan, o haberi izleyen, o haberi yapan ve o haberi okuyan daima farklı duygu, düşünce ve algılama içinde olur. Habere karşı farklı konumlardaki duruş, eksiklik duygusu oluşturur. Ayrıntı ve daha fazla ayrıntı merak edilir. Ayrıntı gözlemek, çarpıklıkları ve yapısal bozuklukları da sergilemeyi kaçınılmaz kılar. Karikatürün, gazete sayfalarındaki işlevi burada somutlaşır.

 
Çizgi: Michail Ignat

Çok detaylı bir haberin anlattığı hikaye, yayınladığı fotoğraf geri planda bir sis perdesi bırakır. İyi bir karikatür geri plandaki sis perdesinden saydam bir görüntü elde eder.

Bu anlamda siyasal, toplumsal ya da teknik ayrıntı içeren konularda karikatür çizenler bu konularla ilgili entelektüel birikime de ihtiyaç duymalılar. Konuya böyle baktığımızda karikatürcü düşüncelerini çizgi ile anlatan ve olaya mizahi bir açıdan bakan bir gazetecidir. Hem yazar hem gazetecidir, hem araştırmacı hem gazeteci, hem şair hem gazeteci olmak gibi “hem karikatürcü hem gazeteci” kimliği ortaya çıkar. (Cemil Cem, Cemal Nadir, Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Turhan Selçuk, Bedri Koraman, Ercan Akyol…. gibi).

Bu bir savdır. Karikatürün gazete sayfalarına farklı bir yorum, farklı bir perspektif getirme savı da “gazeteci - karikatürcü” kimliği üzerinde yükselir. Ortaya çıkan eser, hem az çizgi, hem az laf, hem çok anlam yüklenecektir. Bu özelliklerinin yanı sıra gazetecilik ilkelerine, kurallara, yasalara uyacaktır. Matbuat döneminin klişe ifadesi ile “basın yasası ve ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Çizgi: Tonguç Yaşar

Bu noktada ismi Cumhuriyet gazetesi ile özdeşleşmiş ustamız Ali Ulvi Ersoy’un sözleri çok önemlidir: "Eskiden olduğu gibi sadece gazete manşetlerini okuyarak karikatür çizmek geçmişte kaldı. Haberleri sonuna kadar okuyacak, o haberleri olayların gelişimini canlı tutmak için önceden konuyla ilgili arşiv oluşturacak, konu ekonomiyse ekonomi, bilimse bilim, siyasetse siyaset üzerine kitaplar okuyacak. Türlü düşünce akımlarından haberli olacak. Felsefe, tarih, edebiyat, şiir, tüm sanatların yakınında olacak. Çünkü bir gün karikatürünü çizerken bütün bu alanlara başvurması olasılığı vardır". 3

Karikatürcü de bir muhabir veya köşe yazarı gibi çizgisini güncel haber akışı içinde, eskitmeden yazı işlerine teslim etmek zorundadır. Kendisinden istenen her sabah bir baş yapıt üretmesi değil, doğru noktaya parmak basmasıdır (Amstutz, 1983).4

 

Hulki İlgün’ün Bedri Koraman için söylediklerini iyi bir gazete karikatürünü tanımlamak için kullanırsak anlatılmak istenen daha iyi ifade edilmiş olacak:

İyi bir gazete karikatürü özlü bir sözle “bir gazetedir”. Yayınlandığı gazeteyi satan kristal bir vitrin, bir sür manşettir. Gazetecilik diliyle tirajdır, televizyon diliyle reytingdir.5

Karikatüre hayat veren, bu günkü karikatürün anlayışının doğmasına yol açan gelişmeler aydınlanma sürecine paralel olarak ortaya çıkmıştır. Turhan Selçuk ustamızın saptamasıyla Karikatür “… 19.yüzyılda basın sayesinde önem kazanmıştır. Avrupa’da mutlakıyet rejimleri sürerken,İngiltere’de demokratik rejim kurulmuş ve basın özgürlüğü tanınmıştı. Bu yüzden karikatür sanatı önce İngiltere’de benimsendi gelişti” 6.

Karikatür, demokrasi ve basın özgürlüğü birlikte gelişti. Gazeteci/Karikatürcüler siyasi çarpıklıkların çizgili mizahını/yorumunu yaptılar. Karikatür, bir dönem basın ürünlerinin vazgeçilmezi oldu.

Basın medyalaşırken, siyaset ve ticaret el ele tutuşunca, karikatür basın ve yayın içinde niteliksel olarak eksilip, etkisizleşmeye de başladı. Olumsuz bir yorum yapmıyorum. Gazete karikatürü, yayınlandığı gazetenin muhalif (karşıt) veya muvafık (yandaş) duruşuna göre nitelik değiştirdi.  Alışılagelmiş “muhalif karikatürler de” basın sektöründe yer almaya devam ederken, muhalefeti de eleştiren, iktidar yanlısı karikatürleri de görür olduk. Haberin ve siyasetin içinde yaşayan, haberi kendi dünya görüşü doğrultusunda yorumlayan çizer için ve gazete için bu doğal karşılanabilir.

Demokratik açılım bunu yadırgamaz.

 
Çizgi: İbrahim Tapa

Ancak toplumsal gelişme çizgisini bilimden, teknolojiden, akıldan, emekten, sosyal adaletten, hukukun üstünlüğünden, aydınlanmacı bir ilerleme sürecinden yana belirlemiş olanlar için karikatürün muhalif duruşunu yitiren bir konuma girmesi şaşırtıcı olmaktadır.

 

Demokratik açılım, muhalefet ve yandaşlıktan söz etmişken bir noktaya dikkat çekmek isterim. Ülkemizde karikatür Cemil Cem ile başlayan süreçte de ondan öncesinde de hep muhalif ve devrimci karakter taşımıştır.

Karikatür yüzünden gazeteler kapanmış, çizerler hakkında dava açılmış, hüküm verilmiştir. Tek parti döneminin özelliği, belediye hizmetlerinin eleştirilmesine sessiz kalmak, ulusal hizmetlerin eleştirilmesini ise hiç düşündürtmemek üzerine kuruluydu.

Siyasal erklerin hoşgörü noksanlığına en iyi örnek ünlü “Eşşek” ve Marko Paşa dergilerinin serüvenidir.

Osmanlı döneminde yayınlanan “Eşşek” muhalif çizgisi nedeniyle kapatılır. Yayıncı yeni dergiyi “Malum” adıyla çıkarır. O da kapatılır “Yuha” çıkar.

Tek parti döneminde yayınlanan Marko Paşa kapatılır, Malum Paşa, Merhum Paşa, Yedi/Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba… adları ile yayınlanır. Eşşek ve Marko Paşa’nın kaderi değişmez.

 
Çizgi: Akdağ Saydut

Demokrasi süreci de bize özgüdür. Siyasetçilerin demokrasiyi hazmetme sorunu 1950’den günümüze çözülmüş değildir. Gazete ve dergi kapatma, yazar ve çizerleri “kanun dairesinde” adli takibata tabi tutma sıradan ve demokratik (!) bir işlemdir.

Demokrasiden çok bahsettiğimiz bu günlerde durum hiç değişmemiştir. Aksine korkutucu bir boyut bile kazandığını söyleyebiliriz. Son beş, altı yıl içinde karikatürcüler için açılan davaların ve karikatürcülere yapılan saldırıların niteliği bizi böyle düşündürtmektedir. Ahmet Erkanlı, Sefer Selvi, Mehmet Arslan, Musa Kart, Penguen Dergisi karikatürler yüzünden dava konusu olmuştur. Bu davaların bir kısmı “manevi şahsiyete yönelik, şahsi haklarına tecavüz niteliğindeki tahkir ve tezyif edici, haksız ve hukuka aykırı” gerekçeleri ile birinci elden açılmıştır. Daha komik olanı ise Seyit Saatçi ve Aşkın Ayrancıoğlu’nun Sinop'un Boyabat İlçesi'ndeki Halk Kütüphanesi Sergi Salonu'nda açtıkları bir karikatür sergisi nedeniyle "devletin emniyet muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif ettikleri" gerekçesiyle Boyabat Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1 yıldan 6 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle yargılanmalarıdır.

Daha vahim iki olay ise karikatürcülerin doğrudan doğruya saldırıya uğramalarıdır.

Zonguldak’ta yayınlanan yerel bir gazetede, yerel yöneticileri çizgileri ile eleştiren Mete Arif Tokmak ve çalıştığı gazetenin saldırıya uğramasıdır. İsveç’te yaşayan çizer İsmail Doğan ise Belçika’daki Türk Köyü ile Emirdağ’ı mukayese ettiği karikatür yüzünden tehdit edilmesi.

Diğer bir mahkemelik durum ise Özgür Kocaeli Gazetesi’nde Muhammet Şengöz’ün 21.07.2006 tarihinde yayınlanan karikatürü nedeniyle Kocaeli Belediye Başkanı’nın açtığı dava. (Yargılama sonucu 7.000 YTL tazminat kararı çıktı, gazete ve karikatürcü kararı temyiz etti).

Yukarıdaki örnekler Türkiye’de demokratik hoşgörünün “monarşi dönemini ve tek parti zihniyetini” aşmakta zorlandığını göstermektedir.


Gazete merkezlerine, gazetecilere, çizerlere yapılan saldırıların “bireysel şiddet” veya “meczup işi” gibi yorumlanması ise demokratik açıdan kaygı verici “tehlikelerin” habercisidir. Gazeteleri ile bütünleşmiş çizer ve yazarların, gazeteleri ile ilişiklerinin kesilmesi ise, bu ortamda, manidardır.

 

Bence, gazetecilik ve karikatürcülük bağlamındaki en çarpıcı somut örnek Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesidir.

Kendisi de vaktiyle bir çizer olan Abdi İpekçi, Genel yayın Yönetmenliğini yaptığı Milliyet Gazetesi'nde karikatürden ve karikatürcüden gazetecilik dersi verircesine yararlanmıştır. Karikatürcünün gözlemciliği, karikatürün gözlemleri yansıtmak ve canlandırmak yönündeki olağanüstü görsel gücü, okuru rahatlatan gülmece katkısı, büyük gazeteci tarafından çok iyi değerlendirilmiştir. Bunun somut örnekleri Bedri Koraman’ın haberi yerinde izleyip çizgileri ile yansıttığı “haber bantlardır”. Ama gazetecilik açısından olağan üstü bir ilk ve sona da imza atmıştır Abdi İpekçi. Seçim dönemlerinde halkın nabzını tutmak için gazeteci - karikatürcüleri görevlendirmiştir. Okuyucusuna, seçim bölgelerini Bedri Koraman, Turhan Selçuk, Altan Erbulak gibi ustaların çizgi ve kaleminden izleme olanağı sunmuştur. Bu belki gazete patronları için çok masraflı, fakat okuyucu açısından harikulade bir fikirdir. Çoğu tahmin ve gözleme dayalı belirsizlikler riski içeren seçim ortamını, katı ayrışmaları mizahi gerçekçilikle yorumlayan, toplumsal yaşamı ve eğilimleri irdeleyen, gazeteye kimlik ve farklılık getiren bir anlayıştı bu.

 

Türkiye’de ilk gazete 1831 ‘de yayınlanan Takvim-i Vakayı de ne karikatür, ne resim vardır. 1867’de yayınlanan İstanbul Gazetesi'nde ilk karikatür yayınlanır.7 O gün bu gün doğru dürüst gazetelerin ayrılmaz bir parçasıdır karikatür.

Okurlar gazetenin ilk önce neresine bakarlar?

Öğrencilik yıllarında, tutucu eğitimcilerimiz, en çok “gazetelerin spor sayfasına” bakmamızı eleştirirlerdi. Magazin haberlerine bakmak ise affedilmezdi (!). Halbuki yaşamın aynası, toplumsal canlılığın göstergesi olan gazetede her şey haber niteliği taşıdığı sürece yer bulabilir. Bir okur olarak, siz gazetenin ilk önce neresine bakarsınız?

Ben şahsen ana haberin başlığına baktıktan sonra, karikatürlere yönelirim. Ana sayfa ve diğer sayfalardaki bant veya karikatürlere, köşe yazılarının içinde yer alan karikatürlere veya vinyetlere bakarım. Gazeteyi bir bütün olarak bundan sonra okumaya başlarım. Karikatürler genellikle gündemdeki en çarpıcı konuyu içerir. Kimi zamanda sıkıntı yaratan, karamsar haberciliğe gülen bir yüz, bir hınzırlık katar. Bu bağlamda, Abdi İpekçi’nin Milliyet Gazetesi Bedri Koraman’ın karikatürleri ile haberi harmanlamakta çok başarılı ve etkili idi. Cumhuriyet Gazetesi’nde Ali Ulvi’nin karikatürleri benim için başyazı kadar önemli idi. Keza Turhan Selçuk’un hem Milliyet döneminde hem de Cumhuriyet gazetesinde geçmişte ve bugün, ileri yaşına rağmen, çizdiği karikatürler okura sağlıklı mesajlar ulaştıran ve gazetenin kimliğine önemli katkı sağlayan çalışmalardır. Bugünün koşullarında, Ercan Akyol (Milliyet), Semih Poroy, Musa Kart, Mustafa Bilgin (Cumhuriyet), Salih Memecan’ın (SABAH) karikatürleri veya bantları gazeteci - karikatürcülük açısından başarılı örneklerdir.

 

Piyasa kuralları açısından önemli olan gazeteyi satmak, okura ve bilgiye değer veren bir ifade ile söylersek gazeteyi okutmaktır! Gazeteciliğin altın kurallarını saklı tutuyorum.

Karikatürün de gazetenin okunmasını ve aranmasını sağlayan, gazetenin kurumsal kimliğinin, düşünce sistematiğinin oluşmasına katkı sağlayan bir unsur olduğunu düşünüyorum.

 
Çizgi: Akdağ Saydut

Günümüzde ve geçmişte gazetelerin karikatüre yer verme durumuna bakarsak karikatürün gazetelerden yeterince yer almadığını, içeriklerinin geleneksel gazete karikatürlerinden farklılaştırılmış olduğunu söylemek de mümkündür.8

Herhangi bir bayide bulunabilecek 23 gazeteden yaptığım bir tarama sonucu 7 gazetede karikatür yayınlanmadığını, geri kalan 6 gazetede birer 3 gazetede ikişer, 4 gazetede üçer, 1 gazetede 7 ve 1 gazetede 13 karikatürcünün çizdiğini gördüm. Mizahi bir istatistik anlamında ifade edersek toplam tirajın önemli bir bölümünü temsil eden 23 gazetenin 1 tanesi (Cumhuriyet) günlük karikatürlerin % 27,3’ünü yayınlıyor.

%13,6 ile ikinci sırada Radikal var.

 

50 yıl öncesi ile bu rakamları kıyaslarsak, gazetelerin karikatüre bakış açısının 1957 koşulları da dikkate alındığında iyi bir durumda olmadığını savlamak mümkündür. 1957 Yılında yayında olan ve dikkate değer kabul edilen 11 gazetenin tamamında karikatürcü çalışıyor ve gazete başına ortalama 2 karikatürcü var.Kadrosunda en çok karikatürcü barındıran gazeteler Cumhuriyet, Dünya ve Tercüman gazeteleri9.

 

Gazetelerin karikatüre bakışını, yayınlanan karikatürlerin gazete sayfalarında kapladığı alan ile de değerlendirmek mümkün. Ana sayfada bir sütuna 4-5 cm yüksekliğinde basılan karikatürler var. Ne içeriği izlemek ne yazılarını okumak kolay oluyor. Bu büyüklükte karikatür yayınlayan gazetelerin okurlara promosyon olarak büyüteç vermesini önermekten başka bir seçenek de kalmıyor.

 
Çizgi: Cem Koç

Hem boyutları küçülmüş, hem içeriği başkalaşmış (yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi muhalif ve protestocu özelliğini yitirmiş) karikatürler yeni nesil medyacılığın bir sonucu olsa gerek. Medyanın iş çevresi ve sektör olarak geliştikçe varlık nedeni olan liberalizmin siyasi söylemlerine sahip çıkacağına, aksine ilginç bir şekilde “vahşi kapitalizmin” argümanlarına sarılıyor görünmesi ve bunu örtülü bir şekilde yapmaya çalışması da dikkat edilmesi gereken bir nokta oluyor. Bu koşullar altında patronaj medyası siyasi mizahtan ve siyasi karikatürden kaçıyor.

 

Bazı gazetelerde karikatürcünün çokluğuna bakarak daha ne istiyorsun, neyi eleştiriyorsun denebilir. Orada da günlük yaşamın evrensel eleştirisi var, ama günlük siyasetin evrensel eleştirisi sanki gizleniyor, gazeteler başlı başına fikir gazetesi olma görevini de terk ediyor. Buna da fazla itirazım yok. Olsa da bir işe yaramıyor zaten. Doğal olarak genel yayın yönetmenlerinin, gazete sahiplerinin ortaklaşa oluşturdukları bir yayın politikasının sonucu.

 

Ancak, mizaha uzak durmak hoşgörüden ve demokrasiden uzaklaşmak anlamı taşır. Bu da beni bir okur olarak kaygılandırıyor. Gazeteleri ile bütünleşen muhalif mizahı görmezden gelmek, gazete sayfalarından çıkarmak (ya da muhalif çizerleri, yazarları gazetelerden çıkarmak) ilkel sansür anlayışının hortladığı anlamına gelir. Bu durum, demokrasiler açısından kaygı vericidir. Özgürlüklerin sözde kısıtlanmadığı, ama özgür düşüncenin, düşünce farklılıklarının özde yok edildiği, sindirildiği/susturulduğu, içselleştirilemediği bir yayıcılık anlayışı söz konusu olur.

Böyle bir olasılık aslında yeni bir yayıncılık  anlayışı değil bildik bir örtülü faşist yayıncılıktır.

Klasik veya geleneksel karikatürden ve mizah içeren eleştiriden korkanlar -sadece siyasetçiler değil, medya yöneticileri ve patronları da buna dahil- madara olmaktan kurtulamazlar.

 

Sonuçta bir gazetenin her sayfasını karikatürle ve mizahla doldurmasını beklemiyorum. Gazetenin kimliğine uygun siyasi karikatür ve siyasi mizahın uzlaşma kültürüne ve toplum olarak demokratik refleks kazanmamıza çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.

 

Bu bağlamda gazetelerin, bu günün Türkiye’sinde karikatürden gazete oluşturucu niteliği ile verimli şekilde yararlanamadığını da düşünüyorum.

Saygılarımla,

Akdağ Saydut,

 

Yazım Tarihi, 28.10.2007

Revizyon1, 06.11.2007

Revizyon2, 09.11.2007
Revizyon3, 14.11.2007

 

 

DİPNOTLAR:

  1. Karikatür Yazıları, Prof. Atila Özer, TC. Anadolu Üniversitesi  Yayınları, No.1733, Eskişehir, 2007 (s:49-68)
  2. AGY
  3. AGY
  4. AGY
  5. Bizim Gazete,14 Nisan2007, sayfa:8 -Bedri Koraman Ustalara Saygı Gecesi, Beşiktaş Kültür Merkezi, 9 Nisan 2007 ile ilgili haber, Akdağ Saydut. Hulki İlgün’ün konuşmasının metni: Bedri Koraman tek kelime ile bir gazeteci, hatta daha özlü bir sözle “bir gazetedir”. Çalıştığı gazeteyi satan kristal bir vitrin, bir sür manşettir. Gazetecilik diliyle tirajdır, televizyon diliyle reytingdir.
  6. Grafik Mizah, sayfa:48, Turhan Selçuk, İris Yayınları, 1988, Derleyen: Turgut Çeviker
  7. Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü, Adam Yayınları, Birinci Basım, 1986
  8. Herhangi bir bayiden ayn anda temin edilebiecek günlük gazetelerdeki ( Akşam, Bir Gün, Bizim Gazete, Bugün, Bulvar, Cumhuriyet, Evrensel, Güneş, Hürriyet, Milli Gazete, Milliyet, Orta Doğu, Radikal, Referans, Sabah, Sözcü, Star, Today’s Zaman, Türkiye, Vakit, Vatan, Yeni Şafak, Zaman) karikatürcü sayısı / karikatür yayınlama durumu ekli tabloda.
  9. Erdoğan Bozok, Kimler Geldi Kimler Çizdi, Bizim Gazete, 9.10.2007, s:8 (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Son Posta, Tercüman, Ulus, Vatan, Yeni Sabah, Yeni İstanbul)

        KAYNAK:http://www.mizahvecizgi.com' 

kültür güncesi
 
Reklam
 
gündelik yaşamın kent güncesi
 
Hayat bir sahnedir
Sanat hayatın başka bir yorumudur.İnsanın insanı insanca kavradığı bir dünya sunar önümüze..
 
yeni dönemde daha zengin bir içerikle sitemiz güncellenecektir. Sitemizde sizlerin de yazılarının yer alması için yenibirsehir@hotmail.com adresine yazılarınızı bekliyoruz.
 
 
Bugün 1 ziyaretçi (15 klik) burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=