BRECHT VE EPİK TİYATRO

                                                     
BRECHT VE EPİK TİYATRO

Murat BAYSAL
Yirminci yüzyıl tiyatrosunda son derece etkin olan Brecht, “Dünyayı değiştirin. Çünkü, değiştirmek gerekiyor” kelimelerini vurgulayarak, dönemin tiyatrosuna ve sisteme yönelik tepkisini dile getirmiştir. 



İki dünya savaşı arasında “Gerçekçi-Doğalcı” akıma karşı çıkan, özüne ve biçimine karşı gelen Brecht, burjuva tiyatrosunun çağdaş tiyatroda beklenen işlevi yerine getiremeyeceği kanısındadır. Burjuva tiyatrosu derken 1920’lerin Alman tiyatrosu ve genel olarak “Gerçekçi-Doğalcı” tiyatroyu kastet- mektedir. Brecht bu eleştirileri getirirken, çağının tiyatrosunun nasıl ve ne amaçlı olacağını da belirtmiştir, bu bağlamda “Epik-Diyalektik” tiyatro düşüncesini olgunlaştırmıştır.

Burjuva tiyatrosunun, insanlığın önemli sorunlarına değinmediğini, yara- tılıcılığını yitirdiğini ve donuklaşmış olduğunu söyler. Bu tiyatronun seyirci için hiçbir çekiciliğinin kalmadığını da vur- gular. Bunun üzerine çağdaş gereksinmeye cevap verecek yeni bir tiyatro anlayışının yerleştirilmesine çalışır. Bu yeni tiyatro her şeyden önce toplumun gerçek sorunları olan işsizlik, ekonomik çöküntü, açlık, savaş gibi konuları ele almalıdır ve bunları insanlığın yazgısı gibi kabul etmeyip derinde yatan nedenleri ortaya çıkar- malıdır. Oysa “Gerçekçi-Doğalcı” tiyatro bu büyük sorunlarla ilgilenmemiş, kendi sınıfının yani burjuvanın çıkarları için uğraş vermiştir.

Batı ve Orta Avrupa’da sosyalizm düşüncesinin yaygınlaşmasına ivme kazandıran epik tiyatro, toplumculuğun uygulanmasına elverişli bir ortam hazırlama çabasına girmiştir. Nazizmin güçlenmesi, Marksçı dünya görüşünün saygınlık kazanmasını sağlamıştır. Tiyatro ve diğer sanatsal etkinlikler düşünceyi dile getirme ve kitlelere ulaşma açısından son derece önemlidir. Bu ortamda tiyatro, sömürü düzeninin haksızlıkları, sınıfsal ayrımları dile getirmek, gerçekleri tarihsel maddeciliğin ışığı altında yorumlamak ve kapitalist ekonominin eleştirisini yapmak görevini üstlenmiştir. 



Bertolt Brecht 16 normal uzunluktaki, 16 kısa oyunu ve 6 uyarlaması ile epik tiyatronun kuramının yetkin uygulayıcısıdır. Epik tiyatro kuramını 1920’lerden başlayarak gerçekleştirmiştir. Yaşxxının son yılları ve ölümünden sonra özellikle Berliner Ensemble Topluluğu’nun başarılı temsilleriyle üne kavuşmuştur. Bu topluluğun 1954 yılında Paris’te verdiği temsiller bir fırtına etkisi yaratarak Avrupa tiyatrosunu ve tiyatro düşüncesini etkilemiştir. Epik tiyatro, öncü tiyatro çalışmalarını seven, siyasi ilgileri yoğun olan ülkelerde büyük destek ve ilgi görmüştür. “Epik-Diyalektik” tiyatro kuramı, özü ve biçimiyle geleneksel tiyatro düşüncesine yeni boyutlar getirmiş ve dramatik tiyatro anlayışında köklü değişiklikler yapmıştır.

Brecht, epik tiyatro konusundaki belli başlı sözlerinin “Üç Kuruşluk Opera, Mahagony, Adam Adamdır” oyunlarına yazdığı açıklamalarda belirtti. Mahagony için, “Şimdiki sınıf yapımızın kaçınılmaz çöküşünden mantıklı sonuçlar çıkaran küçük bir epik oyun” diye söz etmiştir. Üç Kuruşluk Opera’ya dayanan “Der Dreigroschennovel” (Üç Kuruşluk Roman) Hollanda’da yayınlandı.(Üç Kuruşluk Opera geçen sene ülkemizde sergilenmiş ve büyük ilgi uyandırmıştır) ;1935’de Nazi yönetimince Alman vatandaşlığından çıkarılan Brecht o yıl New York’ta sahnelenen Gorki’nin yazdığı Ana adlı oyununu izlemek üzere ABD’ye gitti. Nazi yönetimini hedef alan Brecht oldukça cesur yaklaşımlarda bulundu.

Brecht, oyunlarında dünyayı sosyalist bir gözle değerlendirip, kapitalist dünya sisteminin ve kapitalizmin tüm çürüyen insani davranışlarını, para ahlakını, sömürü sisteminin iç yüzünü ortaya sermeye çalıştığı kadar, militarizmin ve Faşizmin iç mantığını da gözler önüne sermiştir. Tiyatroyu devrim için sarsılmaz

bir silah görüp, karşıt ideolojilerin kapıştığı bir mücadele alanı olarak görmüştür.

Brecht tiyatronun olduğu kadar sanatında anayasallıklarını, devrimci ve gerçekçi tiyatro ve sanatını irdelemiş; Marksçı estetiğe çok değerli katkılarda bulunmuştur. Yalnızca yirminci yüzyıl tiyatrosunu etkilemekle kalmamış çok sayıda yazarı tek tek etkilemiştir ve yeni ufuklar açmıştır.

Günümüz dünyasına baktığımızda Brecht’in o masum isteklerinin uygu- landığı bir düzende yaşasak Amerikan emperyalizmi Irak başta olmak üzere Ortadoğu’da binlerce insanı katlede- meyecek, İsrail Siyonizmi Filistin üzerinde bu denli etkili başka bir deyişle acımasız olamayacaktı.

Kapitalizm bunları yaparken bir yandan da kendi çukurunu kazdığını unutmamalıdır. İnsanlık tarihinden bu yana sistemlerin devamlı değiştiğini ileride barış ve huzur içerisinde bir sistemin geleceğini aklından çıkarmamalıdır.

Ne diyelim Brecht çok haklı;

“Dünyayı değiştirin. Çünkü, değiştirmek gerekiyor”


kültür güncesi
 
Reklam
 
gündelik yaşamın kent güncesi
 
Hayat bir sahnedir
Sanat hayatın başka bir yorumudur.İnsanın insanı insanca kavradığı bir dünya sunar önümüze..
 
yeni dönemde daha zengin bir içerikle sitemiz güncellenecektir. Sitemizde sizlerin de yazılarının yer alması için yenibirsehir@hotmail.com adresine yazılarınızı bekliyoruz.
 
 
Bugün 1 ziyaretçi (37 klik) burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=